16.3.12


Afrika'nın aç ve sefil çocukları
Anlıyorum sizleri
Sonbaharda çiçek ve yapraklarını döküp
Çırılçıplak kalan bir ağacın
Soğukluğu kadar.
Ve anlıyorum yine sizleri
Güzeller güzeli bir sevgiliye sahipken
Onun dolgun dudaklarına
Tek bir öpücük bile konduramamanın
Verdiği çaresizlik gibi.
Hangi dünya bizim?
Şu deniz, açlık ve yalnızlık
Hangisi bizim?
Ey İbrahim Peygamber
Seni de anlıyorum
Sofrana tabakları dizerken Ya Halilullah
Kimbilir nasıl bir insanlıktı hayalin?
Kimbilir nasıl bir misafirlik?
Gökyüzü sonra
Şu yıldız, gezegen ve bulut
Hiç istemezdim ne kötüdür şahit olmaları
Ve görmeleri böyle şerefsizlik fışkıran insanlığı
Afrika'nın çocukları
Merak etmeyin cidden anlıyorum sizleri
Hatta bugün
Biraz daha yaşadım açlığımla sizleri.

ARDA KESKİNKILIÇ

15.3.12

Ve Aşk Cadde'ye İndi

Petunyadan bayraklarla kaplanmış festivale yakın balkonlarda
Caddeye aşkın inişini izliyorum Alyssum kokusuyla
Ve bedenen tutam ölçüsüdür senden kalan Gazanya
Bu entel bir raks serzenişti değil elbet çiçeklerin
Sebebidir yalnız her seher vakti yosma kokmasının ellerimin
Aşktan yana henüz nasibini almamış kentte
Cahil bir toplum sonra gözleri yarı kapalı
İki üç başıboş sokak köpeği ile
Kaldırım taşlarını sayıyorlar bak üstelik hırkasız
Hem derviş dediğin mutlaka hırka mı giymeli dedem?
Veya gönül kırdım farz et istemeden
Bu kıldığım namaz değil de o zaman nedir?
Caddeye aşkın hoşgelmesi beni böyle ediyor
Birkaç bıçak darbesi yalnızlığıma
Nice dumanlı efkarlar sarhoşluktan başımda
Çamura atıyorum kendimi
-ki geldiğimiz yerdir kendisi-
O hırkalı dediğim adamlar yanaşıyor üzerime
Sitemidir aşktan bu hallere mi düşülür?
Yürüyemez halde olmak ziyandır Ey Hatifi
Çamur pisliktir sonra sen de pisliksin nezdimizde demeleri
Halbuki bilmez sözde derviş yani aşktan yoksun olan
Üzerimdeki çamuru bir kova su alır götürür
Ama ey bunamış adam sen kusur gördün
Ya seni ne temizler?
Sakalını yolarak koşmaya başlar gider
Ve aşk caddeye indi.
 
Arda KESKİNKILIÇ

3.3.12

Aynalı Dede'den..


Yürü ey sâyih-i âvâre,yürü, durma yürü
Koymasın râh-ı visâlden seni ezvâk-ı misâl.

Bu bedâyi, bu letâif, heme rüyâ vü hayâl
Yürü ey zâir-i bî-çâre,yürü, durma yürü.

Yürü ki, nüzhet-i vuslatta teâli göresin;
Yürü, aslında fena bul, budur etvâr-ı kemâl.

Yürü, âlâyişi terk et;içesin ke's-i visâl
Yürü ki, sâhâ-i hîçîde tecelli göresin!

▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬

Yürü ey başıboş gezgin, yürü, durma yürü,
Alıkoymasın kavuşma yolundan seni geçici zevkler.

Bu eşsiz güzelliklerin, görüntülerin hepsi rüya ve hayaldir,
Yürü ey zavallı ziyaretçi, yürü, durma yürü.

Yürü ki kavuşma zevkinde ilerleyebilesin,
Yürü, aslında yok ol, budur olgunların yolu.

Yürü gösterişi terk et ki kavuşma kadehini içebilesin,
Yürü ki yokluk alanında tecelliler görebilesin.

Aynalı Dede - (A'mâk-ı Hayâl'den)

26.2.12

Keşke Mutsuzluğumuzun Sebebi Yalnız Bu Olsaydı


Keşke Mutsuzluğumuzun Sebebi Yalnız Bu Olsaydı

Hava yağmurluydu, televizyonumuz karlı
Karlıydın, karlıydım, karlıydık
Keşke mutsuzluğumuzun sebebi yalnız bu olsaydı

Mayıs yirmi altıda tatil için Çeşmeyi hayal ediyordun içten
O gün kekeleyip ayrıldığımı söyleyememiştim sana işten
Keşke mutsuzluğumuzun sebebi yalnız bu olsaydı

Saçların parmak aralarımda sevişiyorduk umarsızca
Oda soğuktu lakin yine de tam ısınamıyorduk bir türlü
Keşke mutsuzluğumuzun sebebi yalnız bu olsaydı

Gece yarısı balkonda paketteki son sigaramı içip sokulmuştum vücuduna
Küfürler savurmuştun bigüzel üzerime işleyen dumana
Keşke mutsuzluğumuzun sebebi yalnız bu olsaydı

Ben Kadıköy doğumluydum Fenerbahçeyi tutardım sense Körfezi
Her İzmit deplasmanında yerdik birbirimizi
Keşke mutsuzluğumuzun sebebi yalnız bu olsaydı

Gittiğim son bayram namazıydı hayatımda bizi birbirimize düşüren
Nasıl da unutmuştum gelirken iki gevrek kapmayı simitçiden
Keşke mutsuzluğumuzun sebebi yalnız bu olsaydı

Biliyorsun sana en son bu şiirimi yazmıştım
Tam dinlemeden Cemal Süreya kokuyor diye tersleyip yatmıştın
Keşke mutsuzluğumuzun sebebi yalnız bu olsaydı
Arda Keskinkılıç

Kuşlar Sizindir Özgürlükleri Benim

Yaşama düzenbaz sözler ithaf edenlere sesleniyorlar 
Hayat hiçbir zaman yalan olmadı yaşayanlardı onu öylesine 
Kuşlara takılanlardı hep özgürlükleri düşünen değil 
Çürümüş caddelerdi konuştukları şen sokaklar olmadı 
Bırakın kuşlar sizin olsun özgürlükleri de benim 
Ve alın gagaların sahipleri kanatların gerçekliği benim 
İçeri girmeni beklemek boş bir beklenti yürekten 
İşte sırf bu sebepten 
Kağıt ve sayfaları eskitiyorum uğurlarına eski aşkların 
Hiç olmadı çünkü mutluluktan kapıları sevinçle çalan 
Nedensiz öpüşmelerin sonra başına buyrukluğu 
Üstelik alfabenin bitimine sadece üç harf kala 
Biliyorum hiç kaldırılır şeyler değildir bunlar 
Ama nafile sayılıyor sevgiden yoksun geçen ibadetler 
Her gece benim seni beklediğim gerçeğini öğrenmen 
Ne hoş şeydir umutsuzluklar kısrağında 
Sadece aforoz etmekti halbuki yüreksizlikten 
Eski alaturka hevesleri gece yarısında 
Daha fazla uzamaya yeltenmemeli bu şiir 
Çünkü kelimeler eriyor bacak arası yokluğunda  

ARDA KESKİNKILIÇ

24.2.12

Elvira'ya Mektup


Karanlıklardan korkmuyorum artık Elvira
Çağıran onlardı karanlıkları çünkü lanetleri eşliğinde
Şecaatli bir fanzine konu olsun diye de yazmıyorum bunları
Benim ranzalar arası tenhalıkları dolduracak kadar dertlerim vardır.
Mesela ayların yıllara vurduğu zaman tünnellerinde her kandil
Dost diye bana gözüküp giden sözdeleri gözlüyorum sisli
Gecelerin farkı kalmadı derman bulan insanlardan ve
Derman bulan insanların da hiç hatırlanmayan rüyadan
Üzülüyorum Elvira
Senin olmadığın yer yok diye düşünüyorum bana göre
Yanılıyor muyum gözüm görmese bile biliyorum ruhun benimle
Karşımdaki insanlar da böyledir diye ümitleniyorum
Sonra hayal kırıklığı yaşıyorum Elvira
Ben yoksam yanlarında şayet benim gıyabımda söz ediyorlar
Kuş misali hepsi birer kuş
Uçup konuyor elbet kulağıma istemesem de duyuyorum
Beni anlayamıyorlar Elvira
Anlamak istemiyorlar açıkça
Ben de kimseleri boşver
Şimdi düşlüyorum Saraybosna sokakları ışıltılıdır ve ıslak
Çocuklar yataklarındadır,öpüşen gençlerindir artık caddeler
Sen ince transparan geceliğin üstünde
Kafka romanının sayfalarını yalarsın sakince
Biliyorum Elvira bu mektubu hiçbir zaman okuyamayacaksın
Ama tahmin ediyorsundur beni aşağı yukarı demirden
Ranzalar arasında ağır bir ter kokusu koridorda
Ve üzerimde yıkanılmayı bekleyen sararmış atlet edası
Gözlüklerim sonra iki üç defa yere düştü kırılmadı inatla
Benimle buradan çıkmayı bekliyor kurtulmayı sebatla
Yani senin anlayacağın Elvira dost sandıklarım arkamdan
Konuşup set çekiyorlar karanlıklardan ve istemeden tekrarlıyorum
Lanetlenip uzaklaşıyorlar benim dünyamdan
Bana birşey olacağından korkma sakın Elvira
Ah çok zarifsin evet hala
Yalnızlığı çalışıyorum sadece şu son zamanlarda
Günlerim kısalıyor,kilom azalıyor,saçlarım beyazlıyor
Ellerimden damarlarım sayılıyor ama bunların
Hiçbiri mühim değil inan bana
Hala tanıdığın güçlükteyim Elvira
Yalnız yaşayacak kadar
Beni unutma yeter
Hatırla Elvira

ARDA KESKİNKILIÇ

Modern Zamanlarda Mecnûn


Gitme demek isterdim gittiğin gece yağmurda fakat
Ama gittin demek bile zor geliyor onun için yazıyorum
Bunları sana bir şubat gecesi buz kesmiş balkonda ağlıyorum
Belli etmemek için kimseye ışıkları hep kapalı tutuyorum
Hiç aklıma gelmezdi sebepsiz yere parfümlerini toplayıp merdivenlerden
Hayatımdaki son perdeni son kez kapatmaya indiğin zaman
Ne dünyanın en şanslı erkeği özelliğim kaldı başıboş
Sokaklar artık yegane dostumdur benim ve köpekler
Onlar da başıboş yanımdalar görüyorum zorluğunu yaşamanın
Ne temmuzun sıcaklığını ne ağustosun hissedemiyorum kalbimi
Sanki Giza’da gizlenmiş bulamıyorum ah arıyorum pervane kolyeli boynunu
Yanarım koklayıp öpemiyorum.

Dar sokaklar daha da dar geliyor artık bana arabaların
Üstüme doğru gelmelerine aldırış etmiyorum ve farların
Gözümü kör edecek kadar yakından içime işlemesini umursamıyorum
Ne Ankara ne İstanbul ya da İzmir tat vermiyor sensizliğin
Esmerliği altında istedikleri kadar güzel olsunlar göremiyorum
Sırf ezbere yürüyorum kaldırımlarda insanlara çarpa çarpa
Seni arıyor seni arıyor diye atan kalbim parçalanmış bir yandan
Eskimiş gramofona takılıyor deniz dalgalarının köpükleri ve ben
İlk işgaline maruz kalıyorum ölümün naciz bedenimde
Biliyorum sen olsan da tadacaktım bu hayatın sonu hissini fakat
Şimdi kendimi yolda kaybolmuş yalnız görüşüm bundan olsun
Kayda değer göremedin kayba değer biri olarak hatırla beni Leylâ.

ARDA KESKİNKILIÇ